İletişim insanların arasındaki bağları geliştiren en önemli anahtar faktörlerden biri arasında yer alır. Peki yanlış bir kelime kullanımı nasıl bir yanlış anlaşılmaya zemin hazırlar hiç düşündünüz mü?

Her dilde olduğu gibi İngilizcede de birbiri ile karıştırılan kelimeler vardır; anlamları farklı fakat yazılışı ve okunuşu aynı veya birbirine yakın olan kelimelerin karıştırılması anlatılmak istenen bir ifadenin tamamen yanlış aktarılması demektir. Bu tip kelimeler hem günlük konuşma dilinde hem de yazı dilinde bir çok sıkıntıya sebep verebilir. Özellikle İngilizce öğrenmeye yeni başlayan bireylerin bu gibi yanlış anlaşılma ve iletişim sorunun önüne geçebilmesi için kafa karıştıran veya yanlış anlaşılmaya yol açan kelimeleri öğrenmesi oldukça önemlidir.

Bu yazımızda sizlerin daha iyi iletişim kurabilmesi ve bu tip hataları minimuma indirebilmeniz için en çok karıştırılan kelimeleri, anlamları ve cümle içinde kullanımlarını açıkladık. O halde İngilizce öğrenme sürecinize katkıda bulunacak bu listeye birlikte göz atmaya başlayalım.


            1. all together / altogether

→ ‘all together’ edatı hep beraber, topluca anlamını verirken ‘altogether’ tamamen anlamını veren zarftır.

       Example: My daughter is having a bad day. She stopped eating altogether.

                          (Kızım kötü bir gün geçiriyor. Tamamen yemeyi bıraktı.)

                         : Let’s go to the park all together.

                            (Hadi hep beraber parka gidelim.)


            2. dead / died

→ ‘dead’ birinin artık hayatta olmadığı anlamını veren bir sıfattır; ‘died’ geçmiş zaman ekiyle birlikte öldü anlamını veren fiildir.

        Example: Don’t touch that mouse. It is dead.

                        ( O fareye dokunma. O ölü.)

                      : Unfortunately, their grandfather died two months ago.

                        (Maalesef onların büyükbabası iki yıl önce öldü)


            3. beside / besides

→ ‘beside’ kelimesi yanında, bitişiğinde anlamını verirken ‘besides’ ek olarak, dahası ya da haricinde anlamlarını veren zarftır.

     Example: Her house is beside mine.

                      (Onun evi benimkinin bitişiğinde.)

                      : What languages can you speak besides English?

                         (İngilizceye ek olarak hangi dilleri konuşabiliyorsun?)

                      : He was not well prepared for the interview. Besides, he was very late.

                              (Mülakata iyi hazırlanmamıştır. Üstelik geç kaldı."


            4. quit / quiet / quite

→ ‘quit’ (verb) durmak veya bırakmak anlamını verir; ‘quiet’ (adjective) çok az veya hiç ses ses olmaması - sessiz anlamını verir; ‘quite’ (adj/adv) kelimesi oldukça anlamını verir.

     Example: I quit my job. She quit her work to come to help me.

                       (Ben işimden ayrıldım. O bana yardım etmek için işinden ayrıldı.)

                       : The apple and the orange are quite different.

                          (Elma ve portakal oldukça farklı.)

                      : Those boys are very quiet in the library.

                          (Bu çocuklar kütüphanede çok sessiz.)



               5. accept / expect / except

→ ‘accept’ kabul etmek anlamına gelen bir fiildir; ‘except’ bir şeyin dışında , haricinde anlamına gelen bir edattır; ‘expect’ ummak, beklemek, ümit etmek anlamına gelen bir fiildir.

     Examples: The principal accepted the boy’s story about the broken window.

                            (Müdür, çocuğun kırık pencere hakkındaki hikayesini kabul etti.)

                       : The restaurant is open every day except Monday.

                             (Restoran pazartesi hariç her gün açıktır.)

                       : You can expect a slight increase in pay every six months.

                             (Her altı ayda bir maaşta hafif bir artış bekleyebilirsiniz.)


            6. affect / effect

→ ‘affect’ birini veya bir şeyi değiştirmek için etkilemek anlamına gelen fiildir; ‘effect’ etki anlamına gelen bir isimdir.

         Example: The cold weather has really affected her health.

                          (Soğuk hava sağlığını gerçekten etkiledi.)

                        : Most people these days understand the serious effects of smoking.

                            (Bu günlerde çoğu insanlar sigara içmenin ciddi etkilerini anlıyor.)


            7. farther / further

→ ‘farther’ kelimesi fiziksel bir mesafe / uzaklıktan bahsederken kullanlır. Bır sıfat veya zarf olarak kullanıldığında ‘daha uzak, daha uzağa’ anlamına gelir. ‘Further’ ise soyut, ölçülemeyen uzaklıklar için kullanılır. Bu bağlamda ‘ilaveten, ek olarak, başka bir’ anlamına gelir. Bir fiil olarak işlev görürken, ‘further’ bir şeyin ilerlemesi anlamında kullanılır.

     Example: We watched their ship moving gradually farther away.

                        (Yavaş yavaş uzaklaşan gemilerini izledik.)

                    : Have you anything further to say?

                       (Söyleyecek başka bir şeyin var mı?)

                    : I need to take that extra course to further my education.

                       (Eğitimimi ilerletmek için bu ekstra kursu almam gerekiyor.)



            8. conform / confirm

→ ‘conform’ kurallara, inançlara ve fikirlere uymak anlamına gelir; ‘confirm’ bir şeyin doğru olduğunu kontrol etmek veya saat veya tarih gibi belirlenmiş bir şeye katılmak anlamına gelir.

         Example: You should conform to the rules.

                               (Kurallara uymalısın.)

                        : The meeting is confirmed for next Thursday.

                            (Toplantı önümüzdeki Perşembe günü için onaylandı.)


            9. get over it / get it over

→ ''get over it" veya "get over (something)" bir şey hakkında mutsuz hissetmekten veya bir şey tarafından kontrol edilmekten veya rahatsız edilmekten vazgeçmek anlamına gelir. "Get it over" genellikle "get it over with" or "get (something) over with'' ile kullanılır. "Get something over with" bir şeyin üstesinden gelmek; genellikle yapmak istemediğiniz bir görev, iş veya aktivite olan bir şeyi bitirmek veya tamamlamak anlamına gelir.

        Example: The child was upset about the lost toy but he will get over it soon.

                        (Çocuk kaybolan oyuncağına üzüldü ama yakında atlatacaktır.)

                       : I don't like washing the dishes but if I just get it over with I can do something more fun.

                        (Bulaşık yıkamayı sevmem ama bu işi bitirirsem daha eğlenceli  bir şeyler yapabilirim.)

                      


            10.  in the end / at the end

→ 'in the end' çoğunlukla "nihayet", "sonunda" anlamına gelen bir deyim olarak kullanılır.

 'at the end', en yaygın olarak, belirli bir ismin sonuna atıfta bulunmak için, 'birşeyin sonu' anlamında kullanılır.

        Example: We worked hard, and in the end, we achieved our goal.

                          (Çok çalıştık ve nihayet amacımıza ulaştık.)

                         : At the end of his life, he had no regrets.

                           (Ömrünün sonunda pişmanlık duymadı.)


Etiketler